24 Şubat 2017 Cuma

BAŞARIDAKİ TEK İLACI YILMAMAK

25 yıllık kariyer hayatında farklı pozisyonlarda çalışarak ilaç sektöründe zirveye yükselen Chiesi Türkiye Genel Müdürü Filiz Balçay, farklı alanlardaki çalışmalarını birleştirerek ilaç sektöründe yeni bir bakış açısı geliştirdi. 

Vizyoner bakış açısıyla gençlere destek vererek imkanlar sunan Filiz Balçay,  ilaç sektöründe yönetici olarak her çalışanının değerini biliyor. Önce insan olmaya önem veriyor. 

“Yenilgi belli bir konuyla ilişkin bir sonuç. Yaşanılanları bir kenara bırakıp hayatın devam ettiğini düşünürüm ve en iyi ilacın yola devam etmek olduğuna inanırım.” diyen Chiesi Türkiye Genel Müdürü Filiz Balçay ile ilham veren öyküsünü konuştuk.

Hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Mezuniyeti takiben katıldığım ilaç sektöründe geçen 25 yıl boyunca AR&GE odaklı çok uluslu firmalarda farklı pozisyonlarda çalıştım. Görev aldığım her pozisyon ve her ek sorumluluk beni bir sonraki adıma hazırladı. 

Ürün müdürü olarak 1991 yılında Pharmacia’da başladığım çalışma hayatıma pazarlama müdürü, satış müdürü ve  bölüm müdürlüğü tecrübelerini kattım. Pharmacia, Pfizer bünyesine katıldığında hastane ürünleri bölüm müdürü olarak çalıştım. 

2005 yılında ilk kez gönüllü iş değişimimi gerçekleştirdim ve Schering-Plough’a katıldım. Primary Care bölüm müdürü olarak başladığım görevim farklı ek sorumluluklarla zenginleşti. Primary Care yanı sıra Kardiyoloji Bölümü, bir sonraki aşamada “Satış &Pazarlama Destek Hizmetleri”,  Schering-Plough & Organon birleşme sürecinde ise tüm bu sorumluluklara ticari ilişkiler de eklendi. 2009’da Merck birleşmesinde görev aldım. Bu değişimde farklı uzmanlık alanlarından sorumlu bölüm direktörü olarak devam ettim. Bölüm direktörlüğü görevine ek olarak 2012 yılında  pazar erişim direktörlüğüne de vekalet ettim. Şubat 2013’den bu yana ise Chiesi İlaç’da genel müdür olarak çalışıyorum. 

Tamamı ilaç sektöründe şekillenen 25 yıllık iş hayatıma baktığımda sektörün, potansiyeli olan ve almaya açık herkesi geliştirdiğini gördüm. Eğitimler, rotasyonlar, projeler ve ilave sorumluluklar sizi hedefinize adım adım götürüyor. Hatta şunu da ilave etmek isterim ki ilaç sektörü insanın kendinde fark etmediği pek çok özelliği ortaya çıkarıyor ve geliştiriyor. Bu yönüyle de içinde bulunduğum sektörü her zaman çok heyecan verici bulmuşumdur.

Nasıl fark yaratırsınız?
Konu ne olursa olsun,  işin merkezine insanı koymak fark yaratmada benim en çok benimsediğim yaklaşım.  Ekipte yer alan herkesin organizasyonel hedeflere ulaşmada rolü farklı ama herbirinin katkısı çok önemli. Şirketin güler yüzle ziyaretçileri karşılayan resepsiyonistinden üst düzey yöneticilerine kadar şirket bir bütün. Bu bakış açısı organizasyonel iklimimizi belirliyor verimliliğimiz artırıyor.

Yaptığım işten çok keyif alıyorum. Yeni bakış açılarından beslenip, bu enerji ile tekrar eden işlerden ziyade değer katan farklar yaratmaya odaklanıyorum.


Yenilgilerinizden nasıl dersler çıkarttınız?
Yenilgiler en kalıcı öğrenimleri beraberinde getiriyor.  Nedenlerini doğru analiz edip öğrenimleri geleceğe taşınmak önemli bir ders.  İyi bir analiz sonrasında çok da zaman kaybetmeden geleceğe odaklanmak en olumlu yaklaşım. Dikkat edilmesi gereken konu, aynı yenilgileri farklı şekillerde tekrar tekrar yaşamayacak organizasyonel hafıza oluşturmak.

Sizin için para nedir?
Varlığının önemini inkar etmek mümkün değil ama benim için amaç olmaktan öte her zaman bir araç olmuştur.

Kendinize hedef koydunuz mu?
Farklı alanlarda ama birbiriyle uyumlu hedeflerim var. Son dönemdeki hedeflerimden birisi gençlere iyi yapılandırılmış bir süreçle destek olup, potensiyellerini nasıl açığa çıkarabilecekleri konusunda rehberlik etmek. 

Kendimde yıllar içinde biriktirdiğim deneyimleri onlarla paylaşmak istiyorum. Yeni nesile inanıyor ve onlardan öğrenilecek çok şey olduğunu düşünüyorum.


Hayatınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?
Hayatıma, bana değer katan ve mutlu eden şeylerden çok da fazla fedakarlıkta bulunmadan devam edebileceğim formülü zamanla iş hayatımda deneyim kazanarak buldum. Bunu yapabilmenin yegane yolu zaman yönetimi ve güvenebileceğiniz profesyonel destek networkü. 

Yıllık ajandamı oluştururken ilk önce kendim ve ailem ile ilgili önemli günleri kaydedip diğer toplantıları buna göre şekilllendiriyorum. Her hafta bitmeden bir sonraki haftanın önemli gündem konularına ve yapılması gerekenlerini gözden geçiriyorum.

Sizin için rekabet nedir? Rakiplerinizle nasıl mücadele edersiniz?
Rekabetin etik kurallar ve değerler çerçevesinde verimliliği artıran en önemli motivasyon olduğu düşüncesindeyim. Rekabeti yakından izleyip ona göre pozisyon alıyorum. 

İlaç sektörü rekabetin yoğun yaşandığı sektörlerden birisi. Rekabet ederken asıl amacımız olan sağlık için yenilikçi çözümler üretmekten ve paydaşlarımıza  yenilikçi tedavi seçenekleri sunmaktan mutluluk duyuyorum. Bu da yaptığım işe saygımı ve tutkumu gün be gün artırıyor.


Sağlığınıza nasıl dikkat ediyorsunuz?
Vücut sağlığının performans yönetimi ve odaklanmada oldukça etkin bir rol oynadığını düşünüyorum. Düzenli olarak haftada 2 kez fitness yapıyor ve mümkün olan her fırsatta yürüyüşlere çıkıyorum. Bir gece konaklamalı seyahatlere bile mutlaka spor ayakkabılarımı götürür ve uzun toplantılar sonrasında hareket etmek için kendime fırsat yaratırım. 

Spor ile aynı derecede önemli olan diğer konu da beslenme. Genel olarak sağlıklı beslenmeye dikkat eden birisiyim. İçinde bulunduğum sektörün de vermiş olduğu bilinç ile çalışma arkadaşlarım da aynı hassasiyetteler, böylece son yenilikleri takip ettikleri için onların desteği ile kendimi güncel tutabiliyorum.

Kaybetmek kolay gibi anlatılsa da zorlu bir süreçtir. Siz her yenilgiden sonra nasıl kazandınız?
Yenilgi belli bir konuyla ilişkin bir sonuç. Yaşanılanları bir kenara bırakıp hayatın devam ettiğini düşünürüm ve en iyi ilacın yola devam etmek olduğuna inanırım. Değer katan farklı projelerle yenilginin üzerinden gelmeye odaklanırım.

Kaybettiğinizde üstesinden gelmek zorunda olduğunuz en yoğun duygu hangisiydi?
Bu tür anlarda “Ben bunu neden düşünemedim?” “Bu sonuç öngörülebilir miydi ?”sorularını kafamdan atmak vakit alıyor. 

İlaç sektörünün hızlı değişen gündemi sayesinde bu duyguların üstünden gelmek de nispeten kolay oluyor. Farklı bir alanda yaptığımız güzel bir proje ile hızla moral depolayabiliyorum.

22 Şubat 2017 Çarşamba

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ SORUNLARINDAN NASIL KURTULABİLİR?

Devlet üniversite hastanelerinin özellikli ve ileri tıbbi hizmet vermesi hedeflenirken, bu hastaneler binlerce hekim yetiştirirken, bu amaçla milyonlarca hastaya şifa dağıtırken, bunların yüksek maliyetinin karşılanamaması nedeniyle borç batağından da kurtulamıyor. Gün geçtikçe artan borçları nedeniyle mali zorluklarla mücadele etmeye çalışan üniversite hastaneleri bu durumdan nasıl kurtulabilir?

Üniversite Hastaneleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Erkan İbiş, sorunun çözümü için devlet üniversite hastaneleri arasında eşgüdümü sağlayacak Üniversite Hastaneleri Kurumu (ÜHK) kurulması gerektiğini belirtti. Erkan İbiş, ülkemizdeki tıp eğitimi ve tıbbi uygulamaların nitelikli seviyeye gelmesi ve dünya standartlarında kaliteli ve ileri tıbbi uygulamalarda öncü olmasını, üniversite hastaneleri sayesinde gerçekleştiğini söyledi. 

Üniversite hastaneleri neden borç batağında?
Tıp eğitiminin ve tıp hizmetlerinin dünyadaki bulunduğu iyi konumun kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çeken İbiş, Türkiye’nin sağlık alanında cazibe merkezi olduğunu ve bunun korunması için tıp fakültelerine destek olunması gerektiğini dile getirdi. Üniversite hastanelerinin temel sorunlarının başında mali ve insan kaynakları yetersizliğinin olduğunu kaydeden İbiş, “Maliyetin çok altında ödeme ile karşı karşıyayız, bu nedenle her ay, her yıl üniversite hastaneleri döner sermaye bütçesi açık veriyor.” dedi. 

Her şey döner sermayeden mi karşılanıyor?
Prof. Dr. Erkan İbiş, üniversite hastanelerine tıbbi cihaz, bakım onarım, inşaat gibi yatırım bütçelerine Maliye Bakanlığınca destek verilmesi gerektiğini vurguladı. İbiş, tüm devlet kurumlarında personelin denge tazminatı Maliye Bakanlığı tarafından karşılanırken, üniversitelerin tıp fakültesi hastaneleri ve diş hekimliği hastanelerinin bu uygulamanın dışında bırakıldığını, bu önemli giderin döner sermayeden karşılandığını belirtti. 

Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)  fiyatlarına 8 yıldır zam yapılmadığını dile getiren İbiş, “Buna karşın tıbbi malzeme, ilaç, asgari ücret, ilaç, elektrik gibi temel ihtiyaç giderlerinde  yüzde yüzü aşan artış oldu. Aslında üniversite hastaneleri dahil tüm kamu hastaneleri zarar ediyor. Kamu hastanelerinde bu açık bütçe aktarımları ve gider esaslı bütçe uygulaması ile kapatılıyor. Bu uygulama üniversite hastaneleri içinde yapılmalı ve üniversite hastanelerine de gider esaslı global bütçe verilmeli” diye konuştu. 

Çözüm ne? 
Üniversitelerde de hata olduğunu ifade eden İbiş, şunları söyledi: “Üniversite hastaneleri YÖK’e bağlı. Ancak YÖK’ün hastaneleri denetlemesi mümkün değil. 44 üniversite hastanesinin hizmetlerini, gelişim planlarını ve stratejisini eşgüdümlü şekilde yapacak bir kurum gerekiyor. Ortak tıbbi malzemeleri almalı çünkü, tek başımıza aldığımız zaman pahalıya alıyoruz. Maliye Bakanının üniversite hastanelerinin bütçelerini, sağlık kadrolarını, yatırım ihtiyaçlarını 44 üniversite rektörü ile ayrı ayrı görüşmesi mümkün değil. Tüm ihtiyaçları temsilen bir kişinin görüşmesi gerekiyor. Bu amaçlarla, Üniversite Hastaneleri Kurumu (ÜHK) oluşturulsun ve YÖK’e bağlı olsun. ÜHK’nun oluşturduğu esaslarla, önerilerle üniversite hastaneleri, üniversitelerin kendisi tarafından yönetilsin. ÜHK, üniversite hastanelerinin verimliliklerinin artırılması, bütçe ve kadro yapılarının düzenlenmesi, daha nitelikli hizmet sunmalarının sağlanması, maliyetlerinin düşürülmesi ve düzenli denetlenmesi gibi  görev ve sorumlulukları üstlenmeli.” 

Yapılacak bu çalışmaların ise çok önemli olduğunu kaydeden İbiş, “Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve YÖK Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Çünkü, üniversite hastanelerini önemsiyorlar, eğitimin, araştırmanın ve bilimin sağlık hizmetiyle entegre olması için destek oluyorlar, sorunlarımızın çözülmesi için her zaman girişimlerde bulunuyorlar. Ben inanıyorum ki, üniversite hastanelerinin sorunlarının çözümü konusunda Nisan 2016 EKK kararları ile ortaya çıkmış yol haritası hızla uygulamaya girecek ve üniversite hastaneleri daha yüksek bir motivasyonla hem nitelikli sağlık hizmeti hem de nitelikli eğitim hedefine doğru daha emin adımlarla ilerleyeceklerdir” dedi. 

19 Şubat 2017 Pazar

KOZMETİK ÜRÜNLER TAKİP ALTINA ALINIYOR

Dize takılan bir protez ya da kalbe takılan bir pilin hangi üreticiden geldiği, ne gibi aşamalardan geçtiği ve hangi hastada olduğunun sistem üzerinden takibi yapılabilecek. Böylece, ürünlerin izlenerek, son kullanıcıya kadar güvenli bir rota takip etmesi sağlanmış olacak. 2017 yılı içerisinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası (TİTUBB) sisteminin yerini Dünya’da ilk ve tek olacak olan Ürün Takip Sistemi (ÜTS) ile tıbbi cihazların tekil seviyede takibi yapılabilecek ve Türkiye bu alanda öncü olacak. 

Ülkemizde üretilen veya ülkemize ithal edilen tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin üretiminden, satılıp kullanıldığı yere ve hastaya kadar takibini içeren bir sistemin geliştirilmesi hedefleniyor. İşte bu sisteme Ürün Takip Sistemi (ÜTS) Projesi kapsamında uygulanacak. 

ÜTS ile ülkemizde üretilen ve ülkemize ithal edilen tüm tıbbi cihazlara ve kozmetik ürünlere ilişkin kayıt, belge, inceleme gibi işlemler yapılabilecek. Tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin verilecek kararlara göre tekil veya lot bazlı takip ve izlemesi ve geri çekme işlemlerinin kontrollü olarak yapılmasına yönelik gerekli altyapı sunulmuş olacak.

Kozmetikler ve Tıbbi Cihazlar İzlenecek
Ülkemizde kayıtlı yaklaşık 4 milyon tıbbi cihaz ve formül bazında 400 bin farklı kozmetik ürün bulunuyor. Sistem ayrıca denetim faaliyetleri, klinik mühendislik faaliyetleri, iş zekası ve vatandaş odaklı işlemlere yönelik modülleri de içeriyor ve toplamda 25 adet yazılım modülünden oluşuyor. 

İlk aşamada tıbbi cihazlar takibe alınacak. Vatandaş Odaklı Hizmetler kapsamında tekil tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin sorgulanmasına yönelik altyapı geliştirilmiş olacak. ÜTS'deki veriler kullanılarak birçok paydaş için ileri raporlama yetenekleri sunulacak. Ülke genelindeki hastanelerde kullanılan yerleşik tıbbi cihazlara ilişkin kalibrasyon, bakım ve onarım işlemlerinin doğru şekilde yapılmasını sağlamak için bir altyapı geliştirilecek. 

Teknik servis firmalarının personelleri ve personellerin aldıkları eğitimler ve sertifikalar kayıt altına alınabilecek ve bu personellerin ilgili işlemi yapmak için gereken yeterlilikleri sistem üzerinden kontrol edilebilecek. Kalibrasyon, bakım ve onarım işlemleri kayıt altında tutulacak.

Ürünlerin güvenliğini ve pazarda “yeterli” olarak bulunmalarını sağlamak, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK)  temel amaçları arasında yer alıyor. Ülkemizde yerleşik bulunan üretici ve ithalatçı firmaların, bayilerinin ve yönetmelikler kapsamında bulunan tıbbi cihazların Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası (TİTUBB) ile kayıt işlemi yapılıyor. Güvenli ürüne erişim, etkin denetim, sağlık politikalarının belirlenmesi, kayıt dışı ekonomi ile mücadele önemli proje kazanımları.  

 “ÜTS Mobil” Hazırlanıyor
Önümüzdeki süreçte ÜTS’nin de tıpkı İTS gibi mobil hale getirilip cep telefonlarına entegre edilmesi planlanıyor. Böylelikle ürünlerin kimlik bilgilerinin cep telefonlarından takibi de yapılabilecek. ÜTS’nin bu yıl içinde tamamen aktif hale gelmesi hedefleniyor. 

18 Şubat 2017 Cumartesi

KELİMELERLE GÜZELLEŞ, İŞTE LÛGAT365

365 gün hiç ara vermeden her gün bir kelimeyi anlamıyla, etimolojik kökeniyle ve usta yazarların alıntılarıyla paylaşan Lûgat365 projesinin sahibi Onur Ertuğrul, aynı zamanda projenin ürünlerinin yer aldığı ''Güzel Kelimeler Dükkânı'' açtı. 

Banu ve Onur Ertuğrul, bir soru ve oyun ile Lûgat365 projesini başlattılar. İşte o soru “Nasıl yaparsak bu kelimelerin güzelliğini özellikle gençlere gösterebiliriz?” idi. 

“Bazı kelimeler çok güzel” diyerek kelimelerin gücüne inanan reklamcı çift, kelimelerin reklamını yapmak için iyi bir dijital strateji hazırlardılar. Kelime avcılığı yaparak tedavülden kalkan kelimelere hak ettikleri değeri göstermek için, onları yeniden popüler hale getirdiler. 

“Yenilme riski olmayan yolculuk taklitçiliktir.” diyen Lûgat365 projesinin sahibi Onur Ertuğrul ile ilham veren öyküsünü konuştuk.

Hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?
Eskişehir Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ’de Felsefe eğitimi aldım. Uzun yıllar televizyon kanallarında çalıştıktan sonra reklam sektörüne geçtim. Reklam sektöründe özellikle dijital ve strateji konularında deneyim kazandım. 

Nasıl fark yaratırsınız?
Fark yaratmak için öncelikle kendine inanmak gerektiğine inanıyorum. Kendine inanmak ve bu konuda dik kafalı olmadan fark yaratılamıyor. Zira size akıl veren herkes denenmiş ve başarı sağlamış örnekler üzerinden akıl veriyor. Bu da fark yaratmanın önündeki en büyük engel aslında. Denenmemiş yoldan gitmek de kendine inanmak, dik kafalı olmak ve dirayet göstermek üzerinden geçiyor. 

Yenilgilerinizden nasıl dersler çıkarttınız?
Fark yaratmak için denenmemiş yoldan gitmek demek öncelikle yenilgiyi göze almak demek. “Yenilecek olsam da bu yola inanıyorum ve bu yoldan gideceğim” demektir. 

Yenilgilerde ise ki galibiyetlerimden çok daha fazla yenilgim olduğunu teslim etmem gerek,  kesinlikle ve her zaman insanın çuvaldızı kendisine batırması gerektiğini düşünüyorum. Değiştiremeyeceğimiz ve büyük gerçekler üzerinden şikayet ve bahane üretmenin kişinin kendisine kesinlikle hiçbir faydası yok.

Sizin için para nedir?
Sahip olmak için uğraşmanız durumunda, insanı ele geçiren tehlikeli bir tuzaktır para. Yolculuklarımızda, aklımızı çelmek için karşımıza çıkan maddi fırsat ya da tekliflere kulak asmamamız gerektiğini düşünüyorum. 

Kendinize hedef koydunuz mu?
Büyük hedefler koymadım fakat her zaman küçük hedeflerle ilerledim. Büyük hedeflerin insanlar üzerinde rehâvete sebebiyet verdiğini düşünüyorum; en azından benim için böyle. Fakat yol almak için de küçük hedeflerin çok elzem olduğuna inanıyorum.

Hayatınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?
Sürekli beslenerek... Kitaplardan, şarkılardan, resimden, tasarımlardan, tasarımcılardan, yazarlardan ve hepsinden önemlisi sevdiğim insanlardan... İnsan ne yerse odur derler ya, aynı minvalde kimlerden beslenirse de odur. 

Sizin için rekabet nedir? Rakiplerinizle nasıl mücadele edersiniz?
Aslında ortada bir rekabet varsa yanlış yoldayım demektir. Fark yaratmanın rekabetten sıyrılmakla mümkün olduğunu düşünüyorum. ‘Rakiple nasıl mücadele edilir?’ sorusuna daha net bir cevap vermek gerekirse; rakibinizden farklılaşarak rekabeti ortadan kaldırmalısınız derim.

Sağlığınıza nasıl dikkat ediyorsunuz?
Beden sağlığıma maalesef hakettiği özeni gösteremediğimi söylemek durumundayım. Ruh sağlığıma muhafaza etmek içinse söylediğim gibi beslenmeme çok dikkat ediyorum.

Kaybetmek kolay gibi anlatılsa da zorlu bir süreçtir. Siz her yenilgiden sonra nasıl kazandınız?
Yenilme riski olmayan yolculuk taklitçiliktir. Yenilmek yılmak demek değildir. Her yenilgiden sonra kendi içime dönerim ve hatalarımı olabildiğince dürüst ve net bir şekilde ortaya koymaya çalışırım. Başkalarının hatalarıyla, çevresel faktörlerle ya da genel olarak bahanelerle zerre ilgilenmemeye özen gösteririm. 

Kaybettiğinizde üstesinden gelmek zorunda olduğunuz en yoğun duygu hangisiydi?
Kaybetmekle ilgili büyük hezeyanlarım olmuyor sanırım. Bunun da sebebi, çıktığım yolda zaten kaybetmeyi göze alarak çıkmış olmam. Her kayıp, aynı zamanda bir sonraki yolculuğum için deneyimdir; yani ‘kazanımdır’ diye bakıyorum.

15 Şubat 2017 Çarşamba

DİŞİNİZ BOYNUNUZA 400 KİLOLUK BASKI YAPIYOR

Sabahları çene ve kulak ağrısı ile uyanıyorsanız, Tıp dilinde ‘Bruksizm’ olarak adlandırılan diş sıkma alışkanlığı olan çoğu hastadan biri olabilirsiniz. Normal bir bireyde çiğneme esnasında kullanılan ısırma kuvveti yaklaşık 27 kilo, maksimum istemli ısırma 70 kilodur. Bruksizm esnasında ise 440 kiloya kadar çıkabilen yüklenmelerin olabildiğini belirten Diş Hekimi Zerrin Işık Tüfekçi, bu durumun vücudun anatomik yapısı için hasar verici büyüklükte olduğuna dikkat çekti.

Dişini sıkan kişilerin dişlerinde aşınmalar ve kırılmalar, çene, eklem ve kaslarında ağrılar görüldüğünü dile getiren Diş Hekimi Zerrin Işık Tüfekçi, “Hastaların nedeni tespit edilemeyen yüz, baş ve boyun ağrılarının altında bruksizimin yattığı, yapılan detaylı muayene sonucu ortaya çıkıyor. Çeşitli ilaçların da neden olabileceği tartışılıyor. Fakat ilaçların bruksizme neden olduğunu öne süren çalışmalar az sayıda ve vaka raporlarıyla sınırlı.  Bu rahatsızlıktan nörologlara ve kulak burun boğaz uzmanlarına başvuran hastaların sayısı hiçte az değil. Ayrıca dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda bruksizmin anlamlı olarak daha sık görüldüğü bildiriliyor” diye konuştu. 

Dişinizi sıktığınızın farkında olmayabilirsiniz
Hastayı bir yakını uyarana veya diş doktoru dişler üzerinde ki aşınmaları söyleyip gösterene kadar, hastalar çoğunlukla bu durumun farkında olmadığını kaydeden Tüfekçi, “Bruksizm’in sebepleri arasında bireyin ruhsal durumunun, genetik yatkınlığının, çiğneme problemlerinin, nörokimyasal maddelerin yani dopamin, serotoninin salınım düzeylerinde etkili oluyor.  Diş sıkma alışkanlığı, bazen dişleri gıcırdatma, bazen sıkma şeklinde görülebilirken, bazende her iki durum beraberde görülebiliyor. Uyku sırasındaki bruksizm genellikle çene kaslarının ritmik kasılması ile karakterizedir. Gün içerisinde bruksizmde istemsiz çene kası kasılması ve dişleri sıkma ön planda olup, dişleri birbirine sürtme veya diş gıcırdatma daha seyrektir. Uyanıkken meydana gelen bruksizm genellikle gerginlik ve anksiyete durumlarında ortaya çıkar” dedi.

Stres en büyük neden
Bruksizmin çok çeşitli sebeplerinden bahsedildiğini kaydeden Tüfekçi,  şu bilgileri verdi: “Bunlar arasında dişlerin kapanış bozuklukları,  beyin travmaları ve bazı nörolojik hastalıklar, bazı psikolojik tedavilerde kullanılan ilaçlar, genetik etkiler, alerji, endokrin hastalıkları, parazitler ve beslenme problemleri. Farklı sebepleri konuşulmasına rağmen en önemli etkenlerin başında stres gelmektedir. Özellikle uykuya dalmadan önce alınan alkolün, yoğun kafein ve sigara kullanımının, kokain ve ekstazi bağımlılığının bruksizm gelişme riskini artırdığını bildiren çalışmalar olsa da kesin bir kanıta yok.”

Splint diş sıkma sorununu tedavi etmez
Bruksizmin tedavisi dişhekimleri tarafından, detaylı muayenenizi ile yapıldığını belirten Tüfekçi,  tedavide ‘Splint’ adı verilen apareylerin kullanıldığını söyledi.   Splintlerin dişhekimi tarafından ağzınızdan alınan ölçüye göre hazırlatıldığını kaydeden Tüfekçi, “Bruksizim için yapılan bu apareyler rahatsızlığın tedavisinde kullanılmasına rağmen bruksizmi ortadan kaldırmaz sadece olası etkilerinden kişiyi korur” dedi. 

Eksik dişler şikayetleri ortadan kaldırabiliyor
Günlük hayatta yaşanılan stres, önemli bir bruksizm nedeni olarak görüldüğünden , stresi azaltmaya faydası dokunabilecek etkinliklerin yapılmasını tavsiye ettiğini dile getiren Tüfekçi, “Dişlerdeki çapraşıklıklar ve çenelerdeki kapanış bozuklukları da bazen bu rahatsızlıklara sebep olabileceği düşünüldüğünden, bu rahatsızlıkların düzelttirilmesi ya da ağızdaki eksik dişlerin yaptırılması da şikayetlerin ortadan kalkmasına yardımcı oluyor.”

Botox ile diş sıkma önlenebiliyor
Diş hekimlerinin burksizm rahatsızlıklarının tedavisinde psikiyatristlerle de beraber çalıştığını vurgulayan Tüfekçi, hastaların bu sebeple dişlerini kaybedecek kadar ileri düzeyde diş sıkmaları yada gıcırdatmaları durumunda psikiyatristler ilaç kullanmayı da tercih edebildiklerini söyledi. Hipnoz tedavileri yada NLP yaklaşımlarından da olumlu sonuçlar alındığını vurgulayan Tüfekçi, “Plastik cerrahide ve dermatoloji de başarı ile kullanılan Botox ilacını, çiğneme kasları üzerinde kullanarak, hastanın diş gıcırdatmasına da engel olunabiliyor. Botox uygulanan bruksizm olgularında kişiler yemek yeme esnasında çiğneme kuvvetlerinde kayıp olduğundan şikayet etseler de sonuç çok tatmin edici. Botox uygulanmasıyla kişiler yaklaşık 4- 5 ay bruksizmin zararlı etkilerinden korunuyor. Bruksizm hastalarının pek çoğunda artan kas aktivitesine bağlı olarak dışarıdan dahi gözlenebilen bir yüz profilinde değişme de olabiliyor. Tedavi de kullanılan Botox oluşan bu kas hiperaktivitesine bağlı görünüşü de eski haline getiriyor” şeklinde konuştu.  

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...